Roman Nasıl Yazılır: "Bu Paragraf Favela Gibi." (Favela Metodu)
- Ece Çiftçi
- 5 Mar
- 3 dakikada okunur
Öncelikle yine ben yine kendim ürettiğim... Bulduğum terimlerle daha karşınızdayım. (Alışmışsınızdır diye düşünüyorum). Şimdi kitabımdaki o kısa paragrafa geçmeden önce size Favela'nın ne demek olduğunu açıklayayım.
Favela
Brezilya'daki gecekondu mahallelerine verilen isimdir. Bu mahallelerin en büyük özelliği, bir plan dahilinde değil, evlerin birbirinin üstüne, yanına, içine geçerek organik ve dikey şekilde büyümesidir. Bir nevi çarpık kentleşme denebilir.
Kitabımdaki Örnek Paragraf:
"Bodrumun küf kokusu nemle birleşmiş, genzimi yakarak ciğerlerime sızıyordu. Rutubet duvarlardan sızıyor, paslı boruların uğultusuna karışıyordu. Tavandaki eski floresan lamba cızırdayarak titredi. Her titreşimde Maria’nın cansız bedeni biraz daha uzak, biraz daha yabancı görünüyordu."
Şimdi "bu paragraf Favela gibi" benzetmesini şundan yaptım: Kendi içinde karmaşık, katmanlı, düzensiz ama kendine has bir bütünlüğü var. Yani şöyle...
Düzensiz Bir Düzen (Organik bir yapı)
Az önce de dediğim gibi, favelalarda bir sokak planı yoktur; her şey birbirine bağlıdır ve labirent gibidir. "Favela gibi bir paragraf" da öznelerin, yüklemlerin ve yan cümlelerin standart dil bilgisi kurallarından ziyade, ihtiyaca göre üst üste binmiş olması demektir. Karmaşıktır ama içinde yaşayan (okuyan) yolu bulabilir.
Bunu en iyi Türkçe dili ile yapabilirsiniz çünkü daha esnektir ve istediğiniz vurgu ve tona göre yönlendirebilirsiniz. Canım Türkçem.
Dar Alanda Müthiş Bir Yoğunluk
Favelalarda metrekare başına düşen insan ve yaşanmışlık sayısı çok fazladır. Yani kadraj Method'u yazımı okuduysanız tam bir dar açıya denk gelir. Bu yüzden yazdıklarınız duygusal olarak daha yoğun olur. Çünkü odak dar alandadır.
Mesela bu paragrafa baktığımızda, tek bir cümlenin bile içinde onlarca duygunun, olayın ve alt metnin sığdırılmıştır. Paragraf dışarıdan küçük görünür ama içine girdiğinde kaybolacağın kadar çok "kat" anlam vardır.
Kaotik Ama Canlı
Favelalar tehlikeli ve kaotik görünürler. Sanki elinizi verseniz kolunuzu kaptıracakmışsınız gibi. Ama aslında çok dinamik ve hayat doludur. Bu benzetme, cümlenin steril olmadığını, içinde yüksek bir enerji barındırır. Cümle dağılacakmış gibi durur ama o kaosun içindeki görünmez bağlar sayesinde bir arada kalır.
Estetik Bir Dağınıklık
Modern mimarinin temiz, keskin, kusursuz çizgilerinin aksine; favelyalar parçalı ve çok renklidir. Edebiyatta veya sinemada bu tabir, "pürüssüz olmayan ama etkileyici" bir anlatım tarzını betimlemek için kullanılabilir yani kullanılmadıysa.

Benim Paragrafıma geri dönecek olursak...
Kitabımdaki Örnek Paragraf:
"Bodrumun küf kokusu nemle birleşmiş, genzimi yakarak ciğerlerime sızıyordu. Rutubet duvarlardan sızıyor, paslı boruların uğultusuna karışıyordu. Tavandaki eski floresan lamba cızırdayarak titredi. Her titreşimde Maria’nın cansız bedeni biraz daha uzak, biraz daha yabancı görünüyordu."
Bu paragraf favela gibi. Rutubetin duvarlardan sızması, paslı boruları uğuldaması, tavandaki floresan lambanın cızırdayarak titremesine bağlanıyor. ve Maria'nın bedeni her seferinde biraz daha "yabancılaşıyor". Bu Adrian'ın gerçekliği yavaş yavaş reddettiğini, kopmaya başladığını, dissosiye olmaya başladığını çok inceden gösteriyor.
Zaten bunlar bir anda dan diye olmaz. Neyse devam edelim.
Paragrafın bütününde statik bir betimleme değil; kendi içinde sürekli katmanlanan, üst üste binen ve dikey olarak derinleşen bir yapıya sahip. Paragraf tek bir mekanda (loş bir bodrumda) başlıyor ve tek bir objeye, tek bir şeye (Maria'nın bedeni) odaklanarak asıl odak noktasına geliyor. Ancak "bodrumun küf kokusu", "rutubetin duvardan sızması", "paslı boruların uğuldaması" ve "tavandaki eski floresan lambanın cızırdayarak titremesi" fiziksel yani gerçek dünyaya aitken, "Yabancılaşma" ve "uzaklaşma" tamamen Adrian'ın zihninin derinliklerine ait.
Paragraf boyunca dışarı çıkmıyorsun, kıpırdamıyorsun sadece o dar odanın içinde Adrian'ın psikolojisinin en alt katmanlarına, yani reddediş evresine (inkar evresine) iniyorsun. Aslında burada daha önceki "Dikey derinleşme" yazımın aslında bir hikayeye neler katabildiğini ve "Kadraj Method"undaki "Geniş açıdan" önce fiziksel detaylardan, "Dar açı"ya geçmesi ve sonra da "omuz açısı"na geçtiğini görebiliyoruz. Ve aslında tekniklerin beraber ve yerinde kullanıldığında ne kadar vurucu bir etki yaptığını görebildiğimiz çok net örneklerden bir tanesi.
Favelalar da bir evin çatısı, diğerinin terasıdır. Bu paragrafta da:
Küf kokusu (Bodrumdaki) -> Rutubetin duvarlarda yarattığı şeyleri fark ettiriyor (duvardan sızması) -> Paslı boruların yarattığı sesle karışıyor -> Algının yavaş yavaş bozulması (çünkü net bir şekilde seçemiyor. Karışıyor diyor.) -> Floresanın titrek ve cızırdayan ışığı -> Uğuldayan, karışmış seslere hizmet ediyor -> Her titreşimde Maria'nın cansız bedeninin yabancılaşması (ölümünü kabullenememesine) bağlanıyor. Her parça bir sonrakini taşıyor. Biri olmazsa öteki cümlenin alt metni eksik olacağı için çökerdi.
Bu paragrafın en güçlü tarafı şu: Adrian fiziksel olarak Maria'nın yanında. Tam yanında dizlerinin üstünde oturuyor. Mekan dar ve sabit. Eylem yok. Ama kullandığım o "uzak" ve " yabancı" kelimeleri sahneyi devasa bir boşluğa dönüştürüyor. Adrian orada dururken, aslında kilometrelerce uzağa savruluyor. Floresan ışığının o tekinsiz, kesik kesik titreşimi (stroboskopik etki), Adrian'ın parçalanan zihnini temsil ediyor. Tıpkı bir faveladaki karmaşık kablolar veya düzensiz merdivenler gibi. Her titreşim gerçekliğin bir parçasını koparıp götürüyor.
Sonuç Olarak
Bu paragraf sadece bir durumu anlatmıyor, bir süreç tasvir ediyor. Sabit bir resim değil, sürekli değişen (daralıp genişleyen) bir duygu durum haritası çiziyor.
Love y'all! Muah



Yorumlar